Orgeneral

Orgeneral Mustafa Muğlalı ve Diğer üç General

   Çok partili döneme geçildiğinde dini istirmacılara ve bölücülere verilen tavizler mesajlar arasında Orgeneral Mustafa Muğlalı davası çok çok önemlidir.

   Kimdir bu Muğlalı Paşa, 1882 yılında Muğla'da doğmuştur. 1901 de Harp okulunu, 1904 dede Harp Akademisini bitirmiştir. Balkan savaşına, birinci dünya savaşına, İstiklal Savaşına katılmış aldığı her rütbeyi hakkıyla kazanmış istiklal madalyası sahibi olan bir komutandır. Muğlalı Paşa, 50 yıla yaklaşan aktif ve cephede geçen askerlik hayatı boyunca çok çeşitli görevlerde bulunmuştur. Muğlalı Paşa, 1929-1931 yılları arasında Tümgeneral rütbesiyle 57. Tümen komutanlığı görevini yaptığı sırada menemen ayaklanması meydana gelmiş ve ayaklanmanın bastırılmasından sonra kurulan askeri mahkemenin başkanlığını 57. Tümen komutanı ve 1. kolordu komutan vekili olarak yapmıştı.

   Muğlalı Paşa'nın bir ikinci görevi daha vardır ki o da Orgeneral rütbesiyle 1943-1945 yılları arasında doğuda 3. Ordu komutanlığıdır.

   Giritli derviş Mehmet in başlatmış olduğu menemen ayaklanması bastırılmış ve Mustafa Muğlalı Paşa başkanlığındaki mahkeme yargıladığı sanıklardan 31'ini idama mahkum etmişti ve 41 sanığı da çeşitli cezalara çarptırmıştı. Meclis bu idam hükümlerinden 29 unu onayladı ve iki kişinin de idam cezasını kaldırdı. Yıllar sonra anlaşılıyor ki; Tarikat bu idam cezalarına ve infazlara bir mim koymuştur.

   Mustafa Muğlalı Paşa'nın 3. Ordu komutanı olarak görev yaptığı Van yöresinde ikinci dünya savaşı yıllarında yaşanan eşkiyalık olaylarını basit kaçakçılık hadiseleri olarak nitelendirmek konuyu anlamamak veya bazı gerçekleri gözden kaçırmak olur. İşin içinde başka siyasal amaçlar da vardır. On yıl önce Ağrı bölgesinde yaşanmış olan ayaklanma bu sefer de yabancılarında destek ve teşvikleriyle Van yöresinde servise konulmuştu.

   Ortam müsaitti birinci dünya savaşında istediğini elde edemeyen Taşnak Hoybun ortaklığı bu sefer Türkiye yi ikinci dünya savaşına sokmalıydı ki amaçlarına ulaşsınlar bu seferde bu oyunu bozan Orgeneral Mustafa Muğlalı Paşa idi. Bölücü Kürtçülerde tıpkı tarikatçılar gibi Paşanın ismini mimlemişlerdi. Mutlaka Hesap Soracaklardı...

   Tarikatçılar ve Bölücüler İntikam Peşindeydi

   Muğlalı Paşa, Menemen olayında Kubilay'ın katillerini ipe göndermiş, Van olayında ise eşkıya kılıklı bölücüleri tepelemiş ve onların oyununu başlarına geçirmişti. Bölücü ve tarikatçılar yedikleri bu darbeleri kolay unuturlar mı, fırsat ellerine geçince intikam almaya çalışmazlar mı?

   1950 Genel seçimleri yaklaşırken birden bire Mustafa Muğlalı Paşa hedef alınmış ve aleyhinde başlatılan kampanya hukuk peşin de mi, oy peşinde mi olunduğu birbirine karıştırılarak bir gözdağı verme, bir meydan okuma, hesap sorma şekline sokulmuştu. Bu hava estirilerek 1 Eylül 1949 yılında Paşa tutuklandı ve mahkemeye sevk edildi. Davaya bakan askeri mahkeme 23 Kasım 1949 günü Muğlalı Paşayı serbest bıraktı.

   Nasıl olurdu, nasıl serbest bırakılırdı tarikatçı ve bölücü yaygaraları altında Muğlalı Paşa yeniden yargılanmaya başlandı. 2 Mart 1950 de yeniden yapılan yargılama sonucunda Paşa 20 yıl hapse mahkûm edildi. Bu kararı bu sefer de Askeri Yargıtay bozdu.

   Yeniden yargılanma yeniden karar bozulması derken 1951 yılına gelindiğinde Mustafa Muğlalı Paşa, 6 yıl, 6 ay hapse mahkûm oldu. Tabi bu arada da o karar senin bu mahkeme benim derken Paşa'nın sağlığı da bozulmuştu Paşa, 2 şubat 1951 günü sağlık nedeni de gerekçe gösterilerek tahliye edildi. Ve Demokrat Parti de iktidardaydı...

   Demokrat Partili politikacılar bu tahliye olayına tepki göstererek illa ki Muğlalı Paşanın hapiste ölmesini istiyorlardı. Mustafa Muğlalı Paşa hapisten çıktı ve 11 Aralık 1951 de 69 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bölücü ve tarikatçıların da zulmünden kurtuldu.
Altemur Kılıç'ın Büyük Kürdistan Küçük Türkiye kitabında dediği gibi "DP iktidarının, Kürt isyanlarının bastırılmasında önemli bir rol oynadığı için Kürtçülerin hışmını çekmiş olan General Mustafa Muğlalıyı yargılatması Kürtçüleri teşvik etmiştir. Kürtçülük hareketine ivme kazandırmıştır."

   Bölücü ve tarikatçılar bir emekli paşa ile yetinmediler aktif görevdeki paşalara da el attılar ve orduda tasviyeye gittiler... 2 Haziran 1950 de güven oyu alarak göreve başlayan Adan Menderes başkanlığındaki hükümetin 6 Temmuz 1950 deki ilk icraatı üç orgenerali birden emekliye sevk etmek oldu. Bunlar;

   Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman, Genelkurmay başkanı,
Orgeneral Kazım Orbay, Askeri Şura Üyesi ve Eski Jandarma Genel Komutanı,
Orgeneral Salih Omurtak, Askeri Şura Üyesi ve Eski Genel Kurmay Başkanı
Bu komutanların üçü de hem birinci dünya savaşına hem de İstiklal Savaşına katılmışlardı. Salih Omurtak ayrıca Osmanlı -İtalyan savaşına, Kazım Orbay da Balkan savaşına katılmıştı. Abdurrahman Nafiz Gürman ise hem Osmanlı-İtalyan savaşına ve hem de Balkan savaşına katılmıştı.

   Bu üç Komutan özellikle seçilmişti. Bu üç orgeneralin 1930'lu yıllardaki görevlerine bakacak olursak bunu daha kolay anlarız...

   Orgeneral Salih Omurtak 1930-1934 de 9. Kolordu komutanı iken Ağrı harekatına komuta etti ve asileri tepeledi, görevini Korgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman' devretti.

   Orgeneral Kazım Orbay 1930-1935 yıllarında Jandarma Genel Komutanı idi ve emrindeki kuvvetleri ve imkanları ile Salih Omurtak'ın Ağrı harekatına tam destek verdi.

   Her üç komutanında 1950 yılında seçilip emekliye sevk edilmelerinin altında 1930 yılındaki Ağrı harekatıyla doğrudan alakalı olmaları yatmaktadır.

   Sevgili okuyucularım, buraya kadar hiç yorum katmadan olanları bütün tarihi pozisyonlarıyla anlattım. Yorumu günümüze de bakarak sizlere ve vicdanınıza ve sağduyunuza bırakıyorum.

   Durumun daha iyi anlaşılabilmesi için haftaya Ağrı Ayaklanmasını ve Harekâtını yazacağım.

   Hoşça Kalınız.

Ekrem ÖZDEMİR

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret192785
DUYURULAR