Irak Sınırı

İT’İN AHMAĞI BAKLAVADAN PAY  UMAR”                    

Türk Atasözü

          Sevgili okuyucularım, bu günü ve içinde yaşadığımız olayları anlamak ve iyi yorumlayabilmek için sizi 87 yıl geriye götüreceğim.

        Yıl 1922 aylardan kasım İsmet İnönü çantasında daha önceden hazırlanmış 14 maddelik bir hükümet talimatıyla Lozan konferansına gider. Bu talimat yaklaşık 3 sayfadan oluşmakta ve her sayfasında o zamanın kabinesini oluşturan bütün bakanların da imzalarını taşımaktadır. Bu talimatın 2. maddesi şöyleydi: Irak Sınırı: Süleymaniye, Kerkük ve Musul livaları istenecek, konferans da başka bir durum ortaya çıkarsa hükümetten talimat alınacak.”  Osmanlı döneminde Musul vilayetini oluşturan  bu sancaklarda ezici nüfus çoğunluğu Türk ve Kürt idi ve toprak miktarı da yaklaşık 90 bin kilometrekare idi.

        Bu dönemde İngilizler Irak da ve Fransızlarda Suriye de Mandeter devlet olarak bizim komşularımızdı. Lozan barış görüşmelerinde İngilizlerle çok çetin diplomatik savaş yaşandı Musul vilayeti için. Türkiye için vatan toprağı  meselesi idi, İngiltere için ise her zaman olduğu gibi petrol meselesi idi Musul vilayeti. Lozan da Musul vilayeti kurtarılamadı ama anlaşmanın 3. maddesinin 2. fıkrası şöyle idi; “

  Türkiye ile ırak arasındaki sınır, işbu anlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık  bir süre içinde  Türkiye ile İngiltere arasında dostça bir çözüm yoluyla tespit edilecektir.” 

        Türkiye ile İngiltere İstanbul da 19 mayıs 1924 tarihinde Musul vilayeti sorununu çözmek için müzakerelere başladılar. Müzakereler devam ederken İngilizler oyunbozanlık ederek masayı terk ettiler ve Milletler Cemiyetine başvurarak bu meseleyi gündemlerine almalarını istediler. Tarih 6 Ağustos 1924 ve Zamanlamaya dikkatinizi çekerim hemen 7 Ağustos 1924 de Hakkari yöresinde Nesturiler Türkiye Cumhuriyetine karşı ayaklandılar. Şimdilerde de olduğu gibi misyoner kılıklı İngiliz subaylarının örgütlediği Nesturi isyancıları Hakkari Valisi Halil Rıfat Bey’i rehin aldılar. Cumhuriyet ilanından 8 ay sonra İngiliz entrikaları sonucunda Nesturilerin ayaklanması ile karşı karşıya kaldı. Yetmedi..

        Ayaklanmayı bastırmaya giden birlikteki Kürt kökenli subaylara sanki birisi dışarıdan bir şey üflemiş olacak ki, 380 Er, Teğmen Ali Rıza, Yüzbaşı İnsan Nuri, Vanlı Rasim, Teğmen Tevfik Cemil 10 otomatik tüfek ve 380 tüfekle İngilizlere sığındılar  Yetmedi,

        16 Eylül 1924 günü Trabzon da bir yurt gezisinde bulunan Gazi Paşa ya Başbakan İsmet Paşa  gizli bir yazı gönderdi. Konu Hakkarideki Nesturi ayaklanması idi… İngilzlere sığınan Teğmen Ali Rıza Eski Bitlis milletvekili Yusuf Ziya’nın kardeşi idi ve aralarında şifreli telgraflar ele  geçirilmişti.  Ele geçirilen bu kapalı telgrafta “ Vakittir, hareket etme zamanı gelmiştir” ifadesi aynen yer almaktaydı. Teğmen Ali Rıza ve onun ağabeyi eski Bitlis milletvekili Yusuf Ziya arasındaki bu gizli telgrafların şifresi çözüldükçe İngilizler tarafından yüreklendirilen ve kışkırtılan bu bölücülerin gizli gizli bir ayaklanmanın içinde oldukları anlaşıldı. Eski Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya gizli “Azadi” örgütünün üyesiydi.. Şimdikilerin de hangi örgütün üyesi oldukları herkesçe malum.. Yusuf ziya tutuklandı ve diğer subaylarında aranmasına başlandı.

         Geldik 13 Şubat 1925’e Şeyh Sait,  Diyarbakır ın ilçesi Dicle de(bu günkü adı) kardeşi Şeyh Abdürrahim in evindeyken Teğmen Mustafa ve Teğmen Hüsnü komutasındaki jandarmalar evi kuşatarak Şeyh Abdürrahim den içerdeki kaçakları teslim etmesini istediler ne adına Kanun adına, fakat içerdeki kaçakları teslim edecekleri yere jandarmayı yaylım ateşine tutarak jandarmaları esir aldılar ve ok yaydan çıktı ve ikinci bir isyan Şeyh Sait isyanı başladı…

        Evet jandarmaya sıkılan bu kurşunlarla Şeyh Sait ayaklanması başlamış oldu. Ayaklanmayı hazırlayanların içinde Türkiye yi parçalamayı amaçlayan bölücü Kürtçüler vardı. Bu gün de var… İngiliz belgelerinde bu ayaklanma Kürt Ayaklanması olarak geçmektedir. Musul meselesinde İngiltere’nin tezi İçerdeki Kürtler bile ayaklandılar Türkiye’yi istememekteler Musul Vilayetin deki Kürtler hiç istemez tezi ile Milletler Cemiyetini de yanıltarak ve aynı zamanda içerdeki ayaklanmalarla Türk Ordusunu meşgul ederek tehdit oluşturmaktan çıkaracaktı. Türkiye Musul vilayetinde halk oylaması istedi ise de İngilizler buna karşı çıkarak Milletler cemiyetin de kabul görmemesini sağladılar ve üçlü bir komisyon kuruldu ve bu komisyonda Macar, Belçikalı, İsveçli üç delege vardı. Bu delegelerin hazırlamış oldukları rapor doğrultusunda ve bu arada da Musul vilayeti tarafında Türk ve İngiliz askerleri arasındaki sınır çatışmaları da sebep gösterilerek aşağı yukarı bu günkü sınırı oluşturan ve Brüksel Hattı diye anılmaya başlayan sınır oluşmuş oldu…

        Bu gün Türkler hem Brüksel in bizatihi kendisinden ve hem de 84 yıl önce belirlenmiş ve tamamen dağlık araziden geçen bu ırak sınırından yani Brüksel Hattı’ndan çok çekmektedir.

        87 yıl önce mandater devlet olarak Irak da komşumuz İngiltere idi ve Muhtelif Kürt gerici sözde İslamcı ayaklanması ile Musul vilayeti elimizden gitti ve elimizde o gün olduğu gibi askerlerimizin şehit edildiği ve bu gün bazılarının şefaatine sığındığı Brüksel Hattı sınır çizgisi kaldı.

       Bugün de yine komşumuz Amerika ve İngiltere bu sefer işgalci devletler olarak komşumuz. Aynı şekilde isyancılar yine çocuklarımızı şehit etmekteler ve ne emeklerle kurduğumuz Devletimizin Meclisinde milletvekilleri eski ve yeni olarak bulunmaktalar. Adları belki Yusuf Ziya değil ama ne fark eder ki… O zaman telgraf vardı bu günde E-mail var, cep telefonu var, internet siteleri var…

          İngilizlere sığınan subaylara gelince, bunlardan İhsan Nuri, Teğmen Vanlı Rasim, Teğmen Vanlı Hurşit, Teğmen Tevfik Cemil ve Teğmen Ali Rıza Tekrar Türkiye ye dönerek “Azadi” (Kürt İstiklal Cemiyeti) adlı gizli bölücü örgütün içinde yer aldılar. Bunlar daha sonra Tutuklandılar..  Ancak Yüzbaşı Ali İhsan yakalanamadı ve  Ağrı Ayaklanmasını hazırladı.

         Şeyh Sait ayaklanmasının bastırıldığı yılda Türkiye Cumhuriyetinin bütçesi 30 milyon lira açık verdi ve bu iş için 10 milyon lira ödenek ayrılmıştı.(Günümüzün Liberal ekonomistleri 1925 yılında bunun ne anlama geldiğini bilirler sanırım)

        1925 de Iraktaki komşumuz mandater devlet olarak İngiltere idi, bu gün de yine komşumuz be sefer işgalci devletler olarak Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve daha başkaları çok dikkatli olmalıyız bir şey olmaz dememeliyiz. Şuna sevinebiliriz ki Türkiye 1925 den Çok daha güçlü.

        Yukarıda kısaca özetlemiş olduğum hadiselere ve bu günün gazetelerine, televizyonlarına ve onların müdavim yorumcularına, araştırmacı gazetecilerine, köşe yazarlarına, milletvekillerine, sermaye sahiplerine, sokaktaki insanına bakarak düşünmenizi istirham ediyorum.

  Ekrem ÖZDEMİR Yararlanılan Kaynak: Şimşir, Bilal N. Kürtçülük II, s, 113-122, Bilgi yayınevi,ikinci basım, 2009, Ankara
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret194109
DUYURULAR